• Telefon : (0312) 304 51 15
  • Emrah Mahallesi, Gen. Dr. Tevfik Sağlam Cd No:11, 06010 Keçiören/Ankara
blog
Tiroid bezinin iltihaplanmasına tiroidit adı verilir. Tiroiditin çeşitleri vardır. Eğer iltihaplanma;
• Bakteri kaynaklıysa; akut tiroidit,
• Virüs kaynaklıysa; subakut tiroidit,
• Bağışıklık sistemindeki bir sorun nedeniyle oluşuyorsa; Hashimoto tiroiditi,
• Doğum sonrası oluşuyorsa; postpartum tiroidit,
• Tiroid bezinde aşırı sertlikle birlikteyse; riedel tiroidit olarak adlandırılır.
Hastalığın süresine göre akut, geçici ve kronik olarak adlandırılırlar. Akut tiroidit hızlı başlar ve kısa sürer. Geçici tiroiditler bir yıl kadar sürebilir. Subakut tiroidit, doğum sonrası tiroidit ve radyasyona bağlı tiroidit bu gruptadır. Kronik tiroiditte ise en bilineni Hashimoto tiroiditidir. Hayat boyu devam edebilir. Otoümmün nedenlerle oluşur. Toplumda hipotiroidinin en büyük nedenleri arasındadır. Bazen tiroid kanseri ile birlikte görülebilir. Tedavisinde tiroid hormonu kullanılır.
Kandaki tiroid hormonu düzeyinin normalden fazla olması durumudur. Hipertiroidizm şiddeti kişiden kişiye değişebilen aşağıdaki belirti ve bulgulara sebep olabilir;
• Depresyon, Anksiyete (korku hali),
• Uyku bozukluğu,
• Kalp hızında artış,
• Sinirlilik,
• Kilo kaybı,
• Sıcağa karşı tahammülsüzlük,
• Terleme artışı,
• Ellerde titreme,
• Yorgunluk,
• Adet düzeninde bozulma ve kanama miktarında azalma
Kandaki tiroid hormonu düzeyinin normalden az olması durumudur. Hipotiroidizm şiddeti kişiden kişiye değişebilen aşağıdaki belirti ve bulgulara sebep olabilir;
• Depresyon,
• Kilo artışı,
• Cilt kuruluğu,
• Kalp hızında yavaşlama,
• Soğuğa tahammülsüzlük,
• Zihinsel durgunluk ve Unutkanlık,
• Kabızlık,
• Kaslarda güçsüzlüğü ve kramplar,Yorgunluk,
• Adet düzeninin bozulması ve kanama miktarında artış,
Tiroit hastalıkları, üreme fonksiyonları ve cinsel yaşama etki etmektedir. Erkek üreme fonksiyonları hem tiroit hormon fazlalığından hem de yetmezliğinden etkilenmektedir. Tiroit hormon fazlalığı (hipertiroidi) erkek hastalarda, göğüslerde büyüme (jinekomasti) ve libido da azalmalara yol açabilir. Hipertiroidi sperm hareketliliğinde bozulmalara yol açabilirken; hipotiroidi tiroit hormon eksikliğinin düzeltilmesi ile düzelebilen sperm şekil bozukluklarına yol açmaktadır. Diğer taraftan hipertiroidi erkeklerde %70’lere varan oranlarda ereksiyon bozukluklarına yol açarak cinsel yaşam kalitesini de etkilemektedir. Bu bulgulara cinsel isteksizlik, erken boşalma ve geç boşalma gibi diğer bozukluklar eşlik edebilir. Hipertiroidinin tedavi edilmesi ile görülen ereksiyon bozuklukları düzeldiği gibi erken boşalma %50’lerden, %15’lere de gerilemektedir. Hem tiroit hormon fazlalığı hem de azlığı kadınlarda adet dönemlerinde bozulmalara yol açabilir. Hipertiroidi döneminde menstrual bozukluklar 2.5 kat daha sıktır. Hipertiroidili kadınların yaklaşık olarak %5.8’inde infertilite; yani kısırlık görülmektedir. Hipotiroidili kadınların %68’inde menstrual düzensizlikler vardır. Hipotiroidi oligomenore (adet kanama siklüslerinin 35 günden fazla) ile birliktedir. Hipotiroidi, kanamaların kontrolünü sağlayan pıhtılaşma sisteminde de bozukluklara ve aşırı adet kanamalarına sebep olabilmektedir.
Guatr tiroid bezinin büyümesidir. Bu büyüme homojen olduğunda “Diffüz Guatr” olarak adlandırılır. Büyümenin homojen olmayıp tiroid bezinin içinde yumrular oluşturacak şekilde olmasına “Nodüller Guatr” diyoruz. Tiroid bezindeki nodül dediğimiz bu yumrular katı (solid nodül) veya içi sıvı dolu (kistik) olabilir. Guatr ile birlikte tiroid bezi fazla hormon salgılayabilir (hipertiroidi veya zehirli guatr) , normal düzeyde hormon salgılayabilir (ötiroidi) ya da yetersiz hormon (hipotiroidi) salgılayabilir. Guatr ve tiroid nodülleri özellikle iyot eksikliği görülen Türkiye gibi ülkelerde çok sık görülür. Nodüllerin çok büyük bir kısmı hasta için bir tehlike oluşturmaz ve hastaya sıkıntı vermez. Çoğunlukla başka sebeplerle yapılan muayeneler ve tahliller sırasında konulur. Günümüzdeki modern görüntüleme yöntemleriyle tesadüfen tespit edilen tiroid nodülleri sıklığı özellikle 50 yaş ve üzerinde % 50'lere ulaşmaktadır. Muayene ile saptanabilen tiroid nodule oranı % 5-10 arasındadır. 1 cm den büyük nodüller dr tarafından muayene ile elle hissedilirken nodülün boyu 1.5 cm boyutuna ulaştığında kişinin kendisi tarafından da fark edilebilmektedir. Tiroid nodüllerinin yaklaşık % 5'ini kanserli nodüller oluşturur bununla beraber nodüllerin yaklaşık % 95'i iyi huyludur ve belirti vermezler. Bu nedenle tüm nodüller kanserli nodülün diğer nodüllerden ayırt edilmesi için mutlaka değerlendirilmelidir.
Guatr ve tiroid nodüllerinin çoğu tedavi gerektirmez. Hangi durumlarda ameliyat gereklidir? Aşağıdaki durumlarda cerrahi önerilebilir:
• Tiroit kanseri • Malignite şüphesi taşıyan nodül (Folliküler neoplazi ve papiller kanser şüphesi taşıyan nodül)
• Tanı konulamayan grup (Folliküler lezyon, Atipi, Önemi belirsiz folliküler lezyon)
• Multinodüler Guatr: Biyopsi sonucu iyi huylu olmasına rağmen ağrı, bası semptomları veya kozmetik nedenlerle cerrahi düşünülebilir.
• Tiroit bezi fonksiyon bozuklukları: Halk arasında “zehirli guatr” olarak da adlandırılan bu durum ya guatrlı hastada nodüllerden birinin/birkaçının aşırı çalışmasına, ya da Graves hastalığı, tiroiditler gibi bazı hastalıklara bağlı gelişebilir. Cerrahi bu durumda genellikle ilk ve tek seçenek değildir.
Hastalığınıza ve hastalığınızın yaygınlığına bakarak tiroid bezinizin tek taraflı (lobektomi) veya iki taraflı (total tiroidektomi) olarak alınmasını önerebilir (Bazı durumlarda total tiroidektomiye santral yada lateral boyun bölgesinde lenf bezlerininde çıkarılması eklenebilir).
Aşağıdaki durumlarda cerrahi önerilebilir: • Tiroit kanseri
• Malignite şüphesi taşıyan nodül (Folliküler neoplazi ve papiller kanser şüphesi taşıyan nodül)
• Tanı konulamayan grup (Folliküler lezyon, Atipi, Önemi belirsiz folliküler lezyon)
• Multinodüler Guatr: Biyopsi sonucu iyi huylu olmasına rağmen ağrı, bası semptomları veya kozmetik nedenlerle cerrahi düşünülebilir.
• Tiroit bezi fonksiyon bozuklukları: Halk arasında “zehirli guatr” olarak da adlandırılan bu durum ya guatrlı hastada nodüllerden birinin/birkaçının aşırı çalışmasına, ya da Graves hastalığı, tiroiditler gibi bazı hastalıklara bağlı gelişebilir. Cerrahi bu durumda genellikle ilk ve tek seçenek değildir.
Hastalığınıza ve hastalığınızın yaygınlığına bakarak tiroid bezinizin tek taraflı (lobektomi) veya iki taraflı (total tiroidektomi) olarak alınmasını önerebilir (Bazı durumlarda total tiroidektomiye santral yada lateral boyun bölgesinde lenf bezlerininde çıkarılması eklenebilir).
Tiroit cerrahisi genel anestezi altında yapılır. Dolayısıyla ameliyat öncesinde size anestezi verecek ekip sizi anesteziye uygunluk açısından bazı tahliller ile değerlendirir ve sizi muayene eder. Tüm cerrahi işlemlerde olduğu gibi tiroit cerrahisinde de “komplikasyon” adı verilen bazı istenmeyen sonuçların ortaya çıkma riski mevcuttur. Bu risklerin bir kısmı tiroit cerrahisi ile ilişkili, bir kısmı da genel anestezi altında yapılan cerrahi işlemlerin çoğunda mevcut olan risklerdir. Operasyon öncesinde hekiminiz size risklerden bahsedecektir, size yazılı olarak “aydınlatılmış onam formu” olarak sunup, onayınız alındıktan sonra cerrahi işlem gerçekleştirilecektir. Tiroit cerrahisine ait başlıca riskler:
• Kanama ve hematom
• Ses teli sinirinde hasar oluşması, ses kısıklığı (Rekürren laringeal sinir paralizisi)
• Kalsiyum bezleri (Paratiroit bezleri) hasarına bağlı kanda kalsiyum eksikliği; hipoparatiroidi Hastalığın yaygınlığı, yapılacak cerrahinin kapsamına göre risklerin görülme olasılığı değişebilmekle beraber bu risklerin genel olarak görülme yüzdesi %1-2 civarındadır.
Günümüzde Ses teli siniri (rekürren laringeal sinir) hasarı riskinin en aza indirilmesi için rutin olarak intraoperatif rekürren laringeal sinir monitörizasyonu cihazı (ameliyat sırasında ses teli sinirinin çalışmasını kontrol eden cihaz) kullanılabilmektedir.
Tüm kanser türleri arasında en az görülenlerinden biri olan tiroid kanserleri aynı zamanda tedaviye en olumlu cevabı gösteren kanser türüdür. Tiroid kanseri, over kanserinden sonra en sık görülen endokrin kanseridir. Tiroid kanserleri tüm kanser vakalarının yüzde 1'den azını oluşturmaktadır. Çocuklarda nadir görülmekle birlikte, yirmili yaşlardan sonra görülen kanserler içinde ilk 5 sırada yer almaktadır. Her yıl 1000 kişiden birinde tiroid nodülü oluşmaktayken, 50.000 kişiden birinde tiroid kanseri oluşmaktadır.
Tiroid nodülleri kadınlarda erkeklerden daha sıktır, ancak erkeklerde görülen nodüllerde kanser görülme sıklığı kadınlardan daha fazladır Tiroid kanseri türleri En sık görülen tiroid kanser tipleri:
• Papiller tiroid kanseri
• Foliküler tiroid kanseri
• Medüller tiroid kanseri
• Anaplastik tiroid kanseri
Tiroid kanserinin en yaygın tipi papiller tiroid kanseridir.
Tiroid kanseri nasıl belirlenir?
Tiroid kanserleri genellikle asemtomatiktir, başka sebeplerle yapılan tetkikler sırasında tesadüfen saptanır. Günümüzde kullanılan ultrasonografi cihazlarının kalitesinin artması ve deneyimli radyloglar tarafından İnce iğne aspirasyon biopsisi ile daha çok tiroid kanseri teşhis edilebilir hale gelmiştir. Yapılan çalışmalarda, yetişkinlerde bu şekilde tesadüfen tespit edilebilecek tiroid kanser sıklığı yüzde 6 gibi yüksek oranlara çıkmaktadır. Başka sebeplerle yapılan tiroid ameliyatlarının patolojik incelemesi sonrasında insidental ( tesadüfen) tiroid kanseri yakalama olasılığı yüzde 5'ten yüzde 13'e çıkmaktadır.
Tiroid kanserleri genellikle asemtomatiktir, başka sebeplerle yapılan tetkikler sırasında tesadüfen saptanır. Günümüzde kullanılan ultrasonografi cihazlarının kalitesinin artması ve deneyimli radyloglar tarafından İnce iğne aspirasyon biopsisi ile daha çok tiroid kanseri teşhis edilebilir hale gelmiştir. Yapılan çalışmalarda, yetişkinlerde bu şekilde tesadüfen tespit edilebilecek tiroid kanser sıklığı yüzde 6 gibi yüksek oranlara çıkmaktadır. Başka sebeplerle yapılan tiroid ameliyatlarının patolojik incelemesi sonrasında insidental ( tesadüfen) tiroid kanseri yakalama olasılığı yüzde 5'ten yüzde 13'e çıkmaktadır.
Baş ve boyun bölgesinin radyasyona maruz kalması tiroid kanseri sıklığını artırır. Çocukluğunda radyasyon almış kişilerde 20–25 yıl sonra tiroid kanser sıklığının arttığı saptanmıştır. Rusya'daki Çernobil nükleer santrali kazasından sonra o bölgede yaşayan kişilerde tiroid kanserinde büyük artış olmuştur. Baş ve boyun bölgesinde kanser saptanıp bu alana radyasyon uygulanan hastalarda tiroid nodülü ve kanseri görülme olasılığı da artmaktadır. Eğer geçmişte bu tip bir tedavi size uygulanmış ise bu durumda mutlaka doktorunuza başvurmalı ve tiroid bezinin incelenmesini istemelisiniz.
Tiroid kanseri genellikle belirti vermez. Guatr ya da tiroid nodülü nedeniyle takip edilen hastalarda yada başka bir hastalık için yapılan tetkiklerde tesadüfen ortaya çıkabilir. Nadiren boyundaşişlik-kitle, ses kısıklığı, yutkunma güçlüğü; çok nadiren de kemik kırıkları veya hipertiroidi (zehirli guatr) ile ortaya çıkabilir. Nadir bir gurupta ise (tiroid Medüller kanserli hastaların yüzde 30'unda) yüzde kızarma, ishal ve yorgunluk olabilir. Kişide tiroid nodülü olup olmadığını saptamak için günümüzde kullanılan en etkili yöntem tiroid ultrasonografisidir. Daha eskiden kullanılan tiroid sintigrafisi yöntemi, günümüzde nodül tespitinde değil, daha çok nodülün aktivitesinin belirlenmesinde kullanılmaktadır. Son yıllarda tiroid hastalıklarında tanısal yöntemlerin ilerlemesi, teknik imkanların gelişmesi nedeni ile bir çok vakada tiroid ultrasonografi ve ince iğne aspirasyon biopsi yapılabilmektedir. Bu nedenle başlangıç halindeki tiroid kanserlerinin dahi teşhis edilme olanağı günümüzde çok yüksektir. Ancak şunu da belirtmekte fayda var ki, otopsi çalışmalarında yüzde 50 oranında tiroid nodülü saptanmaktadır. Tiroid bezinde nodül saptandıktan sonra eğer kuşku varsa, nodülden yapılan ince iğne aspirasyon biyopsisi ile tiroid nodüllerinin kötü huylu olup olmadığı ortaya konur. İnce iğne aspirasyonu, iyi ellerde düşük riskli, hızlı sonuç veren ve kolay uygulanan bir yöntemdir. Biyopsi sonucu iyi huylu gelirse ve hastanın başka bir yakınması yok ise tiroid nodülleri takip edilebilir. Biyopsi sonucu kuşkulu veya kötü huylu gelirse, tedavi aşamasına geçilir.
Tiroid kanseri tedavisinin en etkili yöntemi cerrahidir. Cerrahi tedavi seçeneği Tiroid kanserinin tipi, büyüklüğü, yaygınlığı, lenf bezlerinde tutulum olup olmasına göre değişir. Tiroid bezinin bir lobunun yada her iki lobunun çıkarılması, santral yada lateral boyun lenf bezlerinin çıkarılmasını içerecek şekilde değişiklik gösterebilir. Her hasta için gerekli olmasa da bazı hastalarda ameliyattan sonra halk arasında atom tedavi olarak isimlendirilen radyoaktif iyot tedavisi uygulanmaktadır. Radyoaktif iyot tedavisi şahsa özel hazırlanan tablet şeklinde bir tedavidir, kemoterapi gibi saç dökülmesi gibi yan etkileri bulunmamaktadır.
Tiroit kanseri hastalarının düzenli aralıklarla takibi, kanser tedavisinin önemli bir parçasıdır. Kanserin bazen ameliyattan yıllar sonra nüks edebileceği her zaman akılda tutulmalıdır. Takipte 4 ana unsur mevcuttur:
• Genel durum ve boyundaki lenf bezlerinin muayenesi,
• Kan tahlilleri,
• Boyun ultrasonu ve diğer radyolojik incelemeler,
• Nükleer tıp tüm vücut taramaları.
Total tiroidektomi sonrasında verilen hormon replasman tedavisi belli aralıklarla yapılan kan tahlilleri ile takip edilir. Bu tedavi hastalığın yaygınlığına/ büyüklüğüne göre yüksek dozda verilerek “TSH” adlı hipofiz hormonunun baskılanması amaçlanır. Tiroit kanserinin takibinde bir diğer kan tahlili “Tiroglobulin düzeyi ölçümü”’ dür. Tiroglobulin yalnızca tiroit hücreleri tarafından üretilen bir proteindir, ve tiroit hücresi kaynaklı tiroit kanserlerinin büyük bir kısmı tarafından sentezlenmeye devam edilir. Dolayısıyla başarılı bir tedavi sonrasında ölçülen tiroglobulin düzeyinin sıfır veya sıfıra yakın olması hedeflenir. (Tiroitte C hücresi kaynaklı gelişen medüller tiroit kanserinde ise kalsitonin düzeyi ile takip edilir.)
Boyun lenf bezlerinin klinik muayenesi ve radyolojik incelemeler takipte önemlidir. Özellikle takipte tiroglobulin seviyesi yükselen hastalarda hastalık odağının tespitinde önemlidir. Boyun ultrasonu kanser içeren “metastatik lenf bezlerinin” tespitinde oldukça hassas bir yöntemdir. Bazen hekiminiz ultrasona ek olarak veya ön göğüs boşluğu (mediasten) içinde yer alan lenf nodlarının görüntülenmesi için kontrastlı bilgisayarlı tomografi de isteyebilir. Nükleer Tıp incelemeleri tiroit kanserinin takibinde önemli yer tutar. Radyoaktif iyot ablasyon tedavisi sonrası tüm vücut gama kamerası ile taranarak tutulum olup olmadığına bakılır. Hekiminiz gerek gördüğünde düşük doz radyoaktif madde ile tüm vücut taramaları tekrarlanabilir.
Kendi klinik pratiğimizde nüks, rezidü tümör yada metastatik lenf nodu saptanırsa roll yöntemi ile ameliyat öncesi işaretledikten sonra nokta atışla hedeflenen doku gama prob yardımı ile bulunarak çıkarılabilmektedir. Böylelikle nüks ameliyat komplikasyonları minimale inmekte ve hedeflenen doku çıkarılabilmektedir.

Sosyal Medyada Paylaş: